Ana içeriğe atla

İstanbul Sözleşmesi: İfrat ve tefrit

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması için verilen talimatla birlikte gündem yeniden hareketlendi. İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011'de Avrupa Konseyi tarafından İstanbul'da imzaya sunulan, Mart 2019 tarihi itibarıyla 46 devletle birlikte Avrupa Birliği tarafından imzalanan, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir. Yaşanan süreçlerin ardından, 24 Kasım 2011'de parlamentosunda İstanbul Sözleşmesi'ni onaylayan ilk ülkede Türkiye'dir. 

İçerdiği maddelerle sürekli gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi her ne kadar 46 ülke tarafından imzalansa da parlamentosundan geçiren ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda. Geçirenlerde Aile kavramı ile ilgili tedirginliklerinden dolayı sözleşmeleri parlamentolarında bir bir iptal ettirmeye başladılar. Kervana Türkiye de dahil oldu ve İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması talimatı verildi. 

Talimatla birlikte Türkiye yine ikiye ayrıldı. İstanbul sözleşmesi kaldırılsın diyenler Aile kurumunun büyük tehlike altında olduğunu, cinsiyetin seçilemeyeceğini savunurken, kaldırılmasın diyenler Kadına şiddetin önünün açılacağını sıkı bir şekilde savunmaktalar.

Eğer kaldırılsın derseniz hemen sizi kadına şiddeti tasvip eden diye yaftalıyorlar, yok eğer kaldırılmasın derseniz eşcinsel veya savunucusu diye etiketleniyorsunuz. Ya ifrat ya da tefrit. Aslında neredeyse aynı dili konuşan bu insanlar neden kavga ediyorlar? Tabi bu durumdan çıkarı olan ulusal veya uluslararası menfaatçileri istisna tutmak gerekiyor.

Peki neden her iki tarafından pozitif söylemelerini almıyoruz ve yeni bir sözleşme metni oluşturmuyoruz? Çok mu zor acaba ortalığı velveleye vermeden vede bağcıyı dövmeden üzüm yemek? LGBT ve eşcinsellik gibi kavramlara şiddetle karşı çıkan İslam aynı zamanda kadına şiddet uygulanmasına da karşı çıkıyor. Sözleşme metninden kadın veya erkek doğulmaz seçilir ifadeleri çıkarılabilir. Yine kadına şiddetin cezası caydırıcı şekilde arttırılabilir. Aileyi korumak istiyorsak; Eşleri ayrıştırıcı değil bütünleştirici ve koruyucu bir hekimlik vazifesi gören maddeler eklenebilir. Ayrılan ailelerin çocuklarına haciz konulabilecek bir mal muameleside ortadan kaldırılabilir. Böylece geneli memnun eden maddeler üzerinden örfümüze ve geleneğimize uygun bir metin ortaya çıkarabiliriz. 

Verilen istatistiki bilgilerden İstanbul Sözleşmesi'nin Ailenin korunması ve Kadına şiddetin azaltılması konusunda pekte iç açıcı ve başarılı bir karneye sahip olduğuda söylenemez. Görülen o ki dünyada da pek kabul görmüş bir durumu yok. Eğer niyetimiz iyi bir iş yapmaksa o halde bu sözleşmeyi daha etkin ve kendi değerlerimize uygun bir sözleşmeye güncelleyebiliriz.

Yorumlar

  1. Evet, Sözleşme metninden bir sürü sacmalik cikarilir yerine Turan örf adetleri koyulur, pek de güzel olur, cinsellik secimini çıkartacagiz, kadına ve diger canlilara şiddetin cezasıni caydırıcı şekilde arttıracagiz.. bunlar yetmez, neden update edildi bu maddeler niye degistirildi `AVRUPA YASALARINA AYKIRI` diye mrn krn edenleri gece sessizce yatagindan almak icin serefli polisi ve orduyu aktive edecegiz. Hemen simdi

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden artık küçük boyutlu cep telefonları üretilmiyor?

 Her geçen gün telefon boyutlarında kayda değer artışlar yaşanıyor. İncelikleri bakımından zarifleşen telefonlar ekran boyutları olarak devasa hale geldiler. İlk çıktıklarında trend küçülmeye yönelikti. En küçük telefonu üreten firma daha prestijli bir duruma geliyordu. Çünkü gaye ALO demekti ve bunu en ergonomik ve az yer kaplayarak yapan cihaz öne çıkıyordu.  Dokunmatik ekran telefonların hayatımıza girmesiyle süreç tersi yönde işlemeye başladı. Artık büyük ekranlı telefonlar makbul durumda. Peki ama taşıması zor olan bu cihazları tercih etmeyen kitle ne olacak?  Gerçekten kendinize uygun minik telefon bulmak zor. Bulsanız dahi premium veya özel seri üretim olacağından pekte fiyatları iç açıcı olmayacaktır. Yine firmalar kendi modellerine alternatif olabilecek kendi telefonlarını dahi satış politikası olarak getirmeyebiliyorlar. Örneğin Samsung'un Galaxy A40 modeli çok ince, zarif ve küçük bir telefon. Özellikleri bakımından orta giriş seviye olan bu telefon tatmin edici özellikl

Mikro Milliyetçilikten Nano Milliyetçiliğe: Bireysel Devletçikler

Hızla ilerleyen teknoloji ile hayatımıza giren yeni terimlerden ve en popüler olanlarından biride kuşkusuz "Nano" kelimesidir. Fizikteki anlamı metrenin milyarda biridir. Matematiksel ölçü olarak 1 nanometre = 10^-9 metredir. Ölçü sisteminde, Mikro'dan küçük Piko'dan ise büyüktür. Bundan 20 belki 30 yıl öncesine kadar teknolojik araştırmalar, keşifler, icatlar mikron seviyesinde yapılabiliyordu. Yani metrenin milyonda biri. O zamanlar popüler teknoloji mikron boyutlarında yapılan üretim üzerine odaklanıyordu. Mikro-çipler hala bugün bile bilim ve ürün dünyasında önemli yere sahiptir. Günümüzde artık dahada küçüğü zorluyoruz. En küçüğe ulaşıp o boyutlarda kontrolü sağlamak çabasındayız insanlık olarak. Çünkü küçüldükçe daha kompak ve zarif cihazları, daha da güçlü donanımsal özelliklerde üretebiliryoruz. Yine küçüğe gitmenin özellikle bir kaç yüz atomun bir araya geldiği nano boyutlar inmenin ilginç özellikleri de ortaya çıkardığı bugün bilim dünyasının yaygın çalışmal

Merhaba Dünya!

 Değerli Okuyucular, Giriş için biraz klasik bir başlık seçtik. Hatta çok klasik oldu :-). Olsun bakalım, sıradan ve klasik başlamak iyidir düşüncesindeyiz. Mavi Gazete olarak karşınızdayız. Tabi gazete derken bu noktada klasik gazeteleri kastetmiyoruz. Haber vb. içerikler verilmeyecek bu gazetede. Daha çok blog-gazete tarzı bir durum oluşturmak istedik. Öyle profesyonel bir durumda söz konusu değil. Açıkçası içimizi dökmek istedik. Sizlerle dertleşelim, sizlerin dertlerini dinleyelim. Bazen güncel konular ile ilgili yazılar klavyeye alalım bazende ilmi yeni adıyla bilimsel takılalım dedik.  Devir  akıllı mobil  cihazlar devri. Yedisinden yetmişine hepimiz dijital çağın gereksinimlerine ayak uydurduk diyebiliriz. Artık birer dijital okuyucularız. Ee birde ağzı olan konuşuyor durumu var ülkemde, biz niye susalım o halde :-). Çokta iddialı değiliz zaten. Serbest yazarlık bir nevi. Tek kişiye faydamız dokunsa kafidir vesselam.. Her insan kendine bir dünya. İç alemimizde neler yaşıyoruz ne